|
DOÇ. DR. BAYRAM MURAT ASMA İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü
Bu sempozyuma Malatya’dan altı (Malatya Ziraat Odası Başkanı Bayram Polatbaş, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Yaşar Zengin, Dr. Salih Atay, Naim Demirtaş, İnönü Üniversitesi Ziraat Fak. Doç. Dr. Hüseyin Karlıdağ, Doç. Dr. Bayram Murat Asma), Erciyes Ü. Ziraat Fak. (Yrd. Doç. Dr. Uğurtan Yılmaz) ve Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesinden birer kişi (Prof. Dr. Sezai Ercişli) olmak üzere Türkiye’den toplam sekiz kişi katıldık. Öyle sanıyorum ki 1993 yılının Eylül ayında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliği yaptığı sempozyumu saymazsak ülkemizden bu denli yoğun katılımın olduğu başka bir Kayısı Sempozyumu yoktur.
Başkanlığını Ermenistan Tarım Bakanı Prof. Dr. Samvel Avetisyan’ın yaptığı sempozyuma 18 ülkeden 71 kişi katılmıştı. Fransa, İspanya, İtalya, Çin ve Türkiye’den katılımın fazla olması dikkat çekti. Toplam 33 bildiri ve 58 posterin sunulduğu sempozyumda şarka hastalığına dayanıklılık, kayısıda moleküler çalışmalar, uyuşmazlık, seleksiyon ve melezleme ıslahı ön plana çıkan konular idi. İtalya-Milano Üniversitesinden Prof. Dr. Daniele Bassi’nin “Kayısı üretiminde stratejiler: başarılar, zorluklar ve fırsatlar”, Atatürk Üniversitesinden Prof. Dr. Sezai Ercişli’nin “Türkiye’de kayısı tarımının durumu”, ABD Tarım Bakanlığından Dr. Craig Ledbetter’in “Üç Kaliforniya kayısı çeşidinde hasat sonrası renk kayıpları”, İspanya-Valancia Araştırma Enstitüsünden Prof. Dr. Marisa L. Badenes’in sunduğu “Kayısıda şarka hastalığına dayanıklılık seçiminde genetik araçlar” başlıklı bildirilerin en fazla dinleyiciye sahip olduğunu gözlemledim.
Sempozyumda benim için küçük bir sürpriz vardı. 2007 yılında Fransa-INRA’dan Dr. J.M. Audergon’un talebi ve Mustafa Kemal Üniversitesinden arkadaşım Prof. Dr. Sedat Serçe’nin yardımlarıyla yerli 30-35 kayısı çeşidinin DNA örneklerini izole edip Fransa’ya göndermiştik. Gönderilen materyal Tunuslu doktora öğrencisi Hadia Bourguiba tarafından diğer kayısı eko coğrafik gruplarını da kapsayacak şekilde ele alınmış ve çalışmadan sağlanan verilerle yeni bir teori ortaya atılmıştı. Bu çalışma, Dr. Audergon tarfından “Kayısının Akdeniz ülkelerinde yayılımı: genetik çeşitlilikte ciddi bir kayıp” başlıklı bildiri olarak sunuldu. Çalışmada Çin ve Orta Asya’dan alınıp Anadolu, Akdeniz ve Avrupa ülkelerine götürülen kayısılardaki ıslah çalışmalarının kayısıda ciddi bir genetik erozyona neden olduğu ve genetik varyasyonun önemli ölçüde azaldığına dair bilimsel kanıtlar sunuldu. Çalışmaya İran-Kafkasya eko coğrafik grubuna ait materyal katkısı yapmam nedeniyle bildiride benim de yer almam Dr. Audergon tarafından bana karşı yapılan güzel bir jest idi.
Sempozyumun üçüncü günü 23 Haziran’da Türkiye sınırına ve Iğdır’a çok yakın Armavir isimli bir kasabada yaklaşık 400 dönüm büyüklüğünde organik kayısı tarımının yapıldığı bir bahçede gezi ve bilgilendirme toplantısı yapıldı. Bu gezi sayesinde Ermenistan’ın köy ve kasabalarını, yapılan tarımsal faaliyetleri ve meyvecilik açısından sahip olunan potansiyeli analiz etme fırsatı yakaladık. Bahçede bizim Aprikoz veya Şalak olarak tanıdığımız kayısı dışında Özbekistan orijinli kurutmalık bir çeşide ait ağaçlar bulunmaktaydı. Bilgilendirme toplantısında projenin İsveç, Fransa, Belçika ve ABD’de yaşayan Ermeniler tarafından desteklendiğini, elde edilen kuru kayısıların bu ülkelere ihraç edildiğini öğrendik.
Sempozyum süresince rehberliğimizi Erivan Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencisi Anna Nalbantyan yaptı. Ermenistan’da bulunduğumuz süre içerisinde Erivan’ı karış karış gezdiren, Ermeni kültürü hakkında bilgiler sunan, her konuda yardımcı olan Anna ile tanışmamız bizim için çok önemli bir şanstı. Anna Nalbantya’nın Armavir dönüşü minibüste Ermenice söylediği “Sarı gelin” türküsü sempozyumdan geriye kalan güzel bir anı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Sempozyumun son günü, 2015 yılında yapılacak XVI. Kayısı Sempozyumun hangi ülkenin ev sahipliğinde gerçekleşeceğine dair seçim yapıldı. Malatya-İnönü Üniversitesi ile Çin Beijing Üniversitesinin aday olduğu seçimde önce sunumlar yapıldı, Malatya Valisi, Belediye Başkanı ve İnönü Üniversitesi Rektörünün sempozyumun Malatya’da yapılmasının gerekliliğini ve Malatya’da sahip olunan imkanları bildiren resmi yazılar Kayısı Çalışma Grubu Başkanına takdim edildi. Seçimi beş oy farkla Çin Bejing Üniversitesi kazandı. Sonuç, bizim için tam anlamıyla sürprizdi.
Kayısı ıslahı konusunda uzman ve geliştirdikleri çeşitler sayesinde ülkelerinde tanınan ve itibar sahibi olan ABD-Kaliforniya’dan Dr. Craig Ledbetter, İtalyan Prof. Dr. Daniele Bassi ve Fransız Jean-Marc Audergon ile 2001 yılından beri yürüttüğüm “Çok amaçlı Kayısı Islah Projesi” hakkında konuşma fırsatı buldum. Deneyimli araştırıcılara ıslah projesinde karşılaştığım ve bir türlü çözemediğim problemler hakkında sorular sordum, onların yorum yapmasını ve önerilerde bulunmasını talep ettim. Açıkça söylemek gerekirse dişe dokunur, işime yarayacak pek fazla bilgi vermediler. Üç araştırıcıda sanki söz birliği etmişçesine “sabırlı ol, çok çalış, gelecekte güzel kayısı çeşitlerini sen de ıslah edeceksin” dediler. En güzel sonuç ise Dr. Ledbetter’in ‘Harlayne’ ve ‘Roboda’ kayısı çeşitlerinin polenlerinin 2012 yılının Mart ayında göndereceğine dair söz vermesiydi.
Ermenistan’da bulunduğumuz süre içerisinde yaşan olayları ve özellikle Erivan’ın en büyük semti olan Malatya-Sabastia ile ilgili izlenimleri bir sonraki yazıda sizlerle paylaşmak üzere hoşçakalın.
Alıntı: www.malatyayabakis.com |