|
Niyazi
Doğan
dogannd@gmail.com
MALATYA : BİR MAĞLUP ŞEHRİN ANATOMİSİ
Malatya’nın son yıllardaki kaderi bu galiba:
Hep kaybetmek.
Kaybedenler safında yer almak.
Bir loser şehir yani.
Nelerini kaybetmedi ki bu şehir…
Önce hayalleri yok edildi / hedefleri küçültüldü.
Vizyonu hormonlu bir kasaba düzeyine indirildi.
Geleceğe yürüme umudu karartıldı.
Bir şehri şehir yapan değerleri yok edildi.
Temel dinamikleri, gündelik ve bireysel çıkarlar uğruna
deforme edildi.
Toplumsal, kültürel, insani genetiği dejenere edildi.
Acımasızca / vandalca...
Şehrin şahsiyeti lime lime edildi / yozlaştırıldı.
Sonra, duyarlılığını kaybetti bu şehir / kaybettirildi.
Tepkisizleşti / edilginleşti / edilginleştirildi / tepki
verme refleksini yitirdi.
İradesi paralize edilidi.
Yanlışlara, haksızlıklara, yolsuzluklara, hırsızlıklara
karşı sesini yükseltmeyi unuttu.
Haksızlıklar, yolsuzluklar, hırsızlıklar ‘Bizimkiler
yapıyorsa sorun yok’, ‘Biraz da bizimkiler çalsın, ne var bunda?’ cümleleri ile
kamufle edilmeye başlandı.
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in ‘Haksızlık karşısında
susan dilsiz, şeytandır’ hadisi tedavülden kaldırıldı.
Haksızlıklara, yanlışlara, yolsuzluklara, hırsızlıklara
karşı sesini yükseltenler ‘Müslümanların yükselişine engel olmakla’ suçlanmaya,
tehdit edilmeye başlandı…
Rüzgârgülü gibi, dönemsel rüzgârlara kapıldı / kendi
dinamiğini yaratma kabiliyetini kaybetti bu şehir.
Kitlesel tepkisizlik / eylemsizlik / vurdumduymazlık bir
yaşam tarzı haline geldi.
Yalanlarla yaşamaya alıştı / alıştırıldı.
Yalanlarla / sahtekârlıklarla / münafıklıklarla çevrili
bir kaleye dönüştü…
Hergün eksiltilerek / deforme edilerek / ruhu, politik,
bireysel ve zümresel çıkar masalarına meze edilerek yaşamaya mahkûm edildi bu
şehir.
Çürümüşlük sızdırıldı bedenine / kirletildi pespaye
zevkler uğruna.
Ayaklar baş oldu.
Lümpen kültür yüceltildi, kenti esir aldı.
Güce tapınma kutsallaştırıldı / eyyamcılık övünç kaynağı
mertebesine yükseltildi.
Bu ülkenin tüm çıkar musluklarını elinde tutan lider ve parti
putlaştırıldı.
Liderin ve partinin, parti politikalarının sorgulanması
Günah-ı Kebair’den sayıldı.
Muhafazakârlık / dindarlık söylemi siper edilerek, bu
şehrin, bu halkın ortak varlıkları talan edildi / ediliyor.
Niteliksiz / içeriksiz / öngörüsüz / kifayetsiz ve
muhteris / profili yerlerde sürünen siyasilere / bürokratlara mahkûm edildi /
ettirildi bu şehir.
Karakteristik yapısı ile Türkiye ölçeğinde kendine özgü
bir yer edinen ve bu özgünlüğü ile gurur duyan şehir, artık yok.
Malatya’yı özgün yapan değerler ve zenginlikler vasatlıkla
/ düşük profille / tek tipçi / tek
renkçi kafayla buharlaştırıldı.
Doğrunun değil, güçlü olanın, yaygın olanın peşinden
gitmeyi bir alışkanlık haline getirdi bu şehir.
Kentin çok sesliliği, dağa kaldırıldı. Gökkuşağı hoyratça
tek renge boyandı. Çoğulculuğun ruhuna Fatiha okundu.
Bu şehrin ağaçları gibi budandı farklı sesler / değişik
renkler / aykırı düşünceler…
Yerel yöneticiler tek bir tornadan çıkmışçasına tek tip /
tek zihniyet / tek partiye hizmet eden insanlardan seçildi.
Peygamberimizin ‘Emaneti ehline veriniz’ emri tarihe
gömüldü. Çoğunlukla, cemaat ve parti yandaşları ne kadar yeteneksiz / ne kadar
kifayetsiz olursa olsun rüyalarında görse inanamayacakları makamlara getirildi.
Kimliğindeki muhalif renk kaybedildi, hükümsüz bırakıldı.
İktidarın en tehlikeli olduğu an, muhalefetin en zayıf
olduğu andır. Malatya bu çelişkiyi, bu tehlikeyi yaşıyor.
Kentin muhalefeti de, sivil toplum örgütleri de sustu /
susturuldu / sindirildi / silikleşti.
Muhalefet partileri ve sözde sivil toplum örgütü
temsilcileri konforlarını bozarak ‘Kral çıplak’ demek yerine, suya sabuna dokunmamayı
ilke edinerek gücün / iktidarın önünde eğilmekten rahatsızlık duymadı.
Meclisteki muhalefet partilerinin temsilcileri muhalefet
yapmak yerine iktidarın yerel temsilcileri ile girdikleri akçeli işbirliği
sonucunda iktidar partisinin koltuk değnekliği işlevini üstlendi.
Muhalefetin bu kişiliksiz tavrı toplumsal muhalefetin de felç olmasına,
toplumun İnisiyatif kullanamayacak ve kıpırdayamayacak duruma düşmesine yol
açtı.
Yolsuzluklardan, hırsızlıklardan hesap sorulmayan / kamu
kaynaklarını partizanca peşkeş çekenlere alkış tutulan bir karaktere büründü.
Trilyonluk doğalgaz yolsuzluğuna dair tek bir soruşturma yapılmadı
/ tam tersine olayın faili milletvekili adayı yapıldı iktidar partisinde…
Malatya Belediyesi efsane imar yolsuzluğunda kendini ihbar etmek
zorunda kaldı ama bu işlerin tam da merkezinde yer alan başkan ve adamlarına
tek bir soru bile sorulmadı.
Üretim merkezleri çökertildi kentin.
Üretim merkezlerinin yerine tüketim mabetleri dikildi,
binbir yolsuzlukla…
Bu kentin işçileri, emekçileri 3–5 iktidar eyyamcısı
işadamının insafına terk edildi.
Binlerce işçinin ekmek teknesi Sümerbank, Tekel Sigara
Fabrikası iktidarın yeni zenginlerine armağan edildi altın tepsi içinde…
Ve lakin ekmek teknelerini kaybeden işçiler de sindi,
korktu. Tepki koymak yerine, fabrikalarına kilit vuran, 3 bin işçinin çalıştığı
fabrikayı iktidar eyyamcısı 30 patrona satan, kendilerini yardım paketlerine,
sadakaya, hatta dilenciliğe mahkûm eden iktidara destek vermekten sakınca
görmedi / göremedi.
Cellâdına âşık insanın ruh hali ile kendini açlığa mahkûm
edenlerin daha fazla fabrika kapatması için fabrika öldürücülerini destekledi.
Doğası / çevresi kirletildi…
Allah’ın insanların hizmetine sunduğu ırmaklar, nehirler,
yeşil alanlar vandal kapitalizmin çıkarları için kirletildi.
Memleketin valisi, belediyesi, milletvekilleri, TSO’su, çevrecileri
üç maymunları oynadı bu çevre katliamı karşısında…
Meraları elinden alındı. Yüz yıldır köylünün kullandığı özgür
mera alanları iktidarın zenginlerine tutsak edildi.
Malatya’yı Malatya yapan değerlerin başında gelen,
yetiştirdiği yarış atları ile dünyaca ünlü, Osmanlı’nın mirası Sultansuyu Harası
yakın gelecekte birilerinin mülkiyetine sunulmak üzere değersizleştirildi, içi
boşaltıldı.
Başbakan Erdoğan’ın ‘Büyük Dedem’ dediği Osmanlı’nın
Malatya’ya büyük mirası Sultransuyu Harası pervasızca / saygısızca yok edilme
yoluna girdirildi.
Mavi treni bile elinden alındı, 2023 için hızlı tren
hayali satıldı.
Malatya gelişiyor propagandası yapıldı. Ama TÜİK
istatistikleri bu şehrin 8 yılda sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyinin 81 il
içinde 41. sıradan 47. sıraya gerilediğini ortaya koydu.
Bu gerilemenin doğal sonucu olarak Malatya’da her 5
kişiden 1’i icralık oldu. 3 İcra dairesi yetmedi Malatya’ya. Çünkü icra
dosyaları dolup taşıyordu. İcra dosyası sayısı 110 bin, icra dairesi sayısı 7
oldu.
Malatya Cezaevi dolup taştı, kapasitesinin 3 katına kadar
tutuklu veya mahkûmu barındırmaya başladı.
Ve Malatyaspor elbette… Bu şehrin bir mağlup şehir
olduğunu gösteren en önemli göstergelerden biri…
44 yıllık Malatyaspor tarihine ihanet edildi.
Kulüp yöneticileri, yerel yöneticiler ve siyasilerin ortak
yapımı ile bilerek, isteyerek ve taammüden sportif bir cinayetle mazisi
başarılarla dolu Malatyaspor amatör kümeye düşürüldü.
Buna karşılık yapay bir YMS oluşturuldu: Şehirden / bu
şehrin insanlarından kopuk / belediye başkanının yakın çevresine trilyonluk bir
oyuncak armağan edildi.
…
28 Şubat sonrası parayı, konforu, dünyevi keyifleri, bilinçaltındaki
mal-mülk edinme hırsını keşfeden, ezmenin dayanılmaz hazzını, mazlumluktan
zalimliğe terfi etmenin mutluluğunu yaşayan, iktidar gücüyle semiren, kifayetsiz
ama muhteris karakterli, muhafazakâr
etiketli düzenin yeni bekçilerinin, Malatya’yı getirdiği nokta işte bu…
Eksiği var, fazlası yok… Maalesef…
|