|
Niyazi Doğan
dogannd@gmail.com
Malatya Barosu hafta sonunda olağan genel kurulunu yapıyor. 1136 Sayılı Avukatlık Yasası’nın 82. Maddesi’ne göre baroların olağan genel kurulu iki yılda bir ekim ayının ilk haftası içinde baro başkanının daveti üzerine toplanıyor ve seçim gündemli olağan genel kurul toplantısı gerçekleştiriliyor.
Barolarda olağan genel kurullar Avukatlık Yasası’nda da belirtildiği üzere ekim ayının ilk haftasında yapılıyor ve iki yılda bir sonbahar ayları seçim heyecanına sahne oluyor. Ancak bu yıl 12 Eylül’de yapılan Anayasa Değişikliği Referandumu’nda kabul edilen değişiklikler nedeniyle bazı illerde baro seçimleri 2 ya da 3 hafta sonrasına ertelendi.
Yapısı ve üye seçim yöntemi köklü biçimde değişen HSYK üyelikleri için yapılacak seçim (17 Ekim) Anayasa Mahkemesi’ne atanacak 1 avukat üye için 3 adayın belirlenmesi seçimi (7 Ekim) nedeniyle bazı illerde seçim kurulu başkanlıkları baro seçimlerinin 2 ya da 3 hafta ertelenmesini önerdi. Bu öneriler üzerine İzmir Barosu seçimleri 24 Ekim, İstanbul Barosu seçimleri ise 7 Kasım tarihine ertelendi.
Türkiye’de 78 ilde baro ve bu barolara kayıtlı (2009 sonu rakamlarına göre) 66.260 avukat faaliyet gösteriyor. Bu avukatların 42.484’ü erkek, 23.776 sı ise kadın.
En fazla üyesi olan İstanbul Barosu 24.989 avukatı barındırıyor. İstanbul Barosu, en fazla avukat üyesi olma bakımından dünyada da birincilik konumunda bulunuyor. Başkent Ankara Barosu’nun 9.437 üyesi var. Üçüncü sırada 5.627 üye ile İzmir geliyor. Bünyesinde 1.000 den fazla avukat barındıran 7 il bulunuyor. En az üyesi olan baro Tunceli Barosu. Tunceli’yi Siirt Barosu takip ediyor. Tunceli Barosu’nun 33, Siirt Barosu’nun 35 üyesi bulunuyor.
Avukatların baro seçimlerine katılarak oy kullanması yasal bir zorunluluk. Avukatlık Yasası Madde 86’ya göre, genel kurul toplantısına haklı bir neden olmaksızın gelmeyenlere veya oy kullanmayanlara ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o baroya kayıtlı avukatların yıllık keseneğinin üçte biri miktarında para cezası veriliyor. (Yaklaşık 115 TL) Bu para cezaları baro başkanlığınca tahsil ediliyor ve baro bütçesine gelir kaydediliyor.
Baro başkanlığına aday olan avukatın üye sayısı 100’den fazla olan barolarda en az 10 yıllık, yönetim kurulu üyeliğine aday olan avukatın ise en az 5 yıllık meslek deneyimi sahibi olması ve ve baro levhasında kayıtlı bulunması gerekiyor.
Malatya Barosu seçimleri için başlamıştık bu yazıya değil mi?
Kıyıdan epey uzaklaştık ve açıldık bir hayli. Hazır açılmışken / asıl konumuza geçmeden ‘Baro’ kelimesinin etimolojik anlamına da değinsek meraklısına katkı sunmuş oluruz sanırım.
Baro kelimesi Fransızca kökenli ‘barreau’dan geliyor. Hatta daha geriye gidersek Latince ‘Barrellus’a ulaşırız. Barreau ya da Barrellus… Her ikisi de ‘Çubuk, engel, bariyer’ anlamına karşılık geliyor. Çubuk, engel ya da bariyerin ‘Baro’ ile ne ilişkisi olur? şeklinde bir soru belirmiş olabilir kafanızda. Haksız sayılmazsınız ama, sıkı bir ilişki olduğunu da ifade etmek zorundayım. Çünkü, etimolojik kökene indiğimizde Baro, ‘Mahkemede avukatları hâkimden ayıran bariyer’ anlamına geliyor.
Günümüzde avukatların (savunman) mesleki örgütlenmesine verilen isim olan Baro Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ‘Bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu’ olarak tanımlanıyor. Son olarak Baro kelimesinin Türkçe’de ilk defa 1924 yılında yayımlanan Mehmet Bahaettin (Toven) Yeni Türkçe Lügati’nde yer aldığını da vurgulayalım.
Gelelim Malatya Barosu seçimlerine.
Malatya Barosu’nda tarih tekerrür ediyor.
Geçtiğimiz dönem (2008) baro başkanlığı için yarışan iki aday; Selahattin Sarıoğlu ve Eyüp Kutlubay bir kez daha karşı karşıya geliyor. İki yıl önceki seçimde Selahattin Sarıoğlu, kullanılan 272 oyun 138’ini, Eyüp Kutlubay ise 134’ünü almış, Sarıoğlu 4 oy farkla baro başkanlığı mücadelesini kazanan taraf olmuştu. Bu seçimde ise 375 avukat oy kullanacak.
Hafta sonundaki seçimin sonucunda da tarihin tekerrürü mü yaşanacak yoksa Eyüp Kutlubay rövanşı alacak mı? Bu sorulara bugünden cevap vermek kâhinlerin çalışma alanına müdahale anlamına gelir. Bu yüzden böyle bir kestirimde bulunmaktan öte seçim sürecinde yaşananlara ışık tutarak ilerlemek daha anlamlı olacaktır.
Ama biraz geriye gitmek zorundayız arka planda olan biteni aktarabilmek için.
Malatya Barosu seçimlerinde son yıllarda bir gelenek oluştu. Kendini siyasi yelpazenin solunda konumlandıran ya da sosyal demokrat olarak tanımlayan kesim genellikle tek aday üzerinde ittifak ederek seçim sürecinde ilerlerken, sağ kulvarda konumlanan kesim ise birkaç aday ile yarışa başladıktan sonra, kendi aralarında yaptıkları eğilim yoklaması sonrasında eğilim yoklamasında önde çıkan aday üzerinde zorunlu bir uzlaşma sağlayarak seçime giriyor.
AKP’nin yerel siyasi süreçlerde kullandığı yöntemin bir kopyası olan eğilim ya da temayül yoklaması değişik aidiyetleri bulunmasına karşın kendini sağda konumlandıran avukatlar arasında bu yıl da yapıldı ve sağcı avukatları birleştiren kutsal ittifak adayı belirlenmiş oldu.
Kendilerini sağcı avukatların kanaat önderi olarak gören aralarına eski baro başkanları Cemal Akın ve Mehmet Görgeç’in de bulunduğu bir grup avukat baro levhasından tam 234 avukat tespit ederek sağın baro başkan adayını belirlemek üzere temayül yoklamasına çağırdı. Tarih 21 Eylül 2010. Mekân, çevre yolu üzerindeki Altıntaç Düğün Salonu. Yapılan çağrıya yaklaşık 200 avukat cevap vererek temayül yoklamasına katıldı. Salon ortasına konulan sandık bir bakıma sağın tek aday üzerinde zorunlu birleşmesinin sembolüydü. Sandıkta kim önde çıkarsa sağın baro başkan adayı olacaktı.
İki aday vardı temayül yoklamasında. Eyüp Kutlubay ve Arif Yıldız. Eyüp Kutlubay, daha önce de vurguladığımız gibi 2008’de de Selahattin Sarıoğlu karşısında aday olmuş, ancak kaybetmişti. Eyüp Kutlubay AKP ve Cemaat Arif Yıldız ise MHP kanadından destek görüyordu. AKP’nin yaygın söylemlerinden biri olan ‘Vesayetçilik’ten herdem şikâyet eden Malatya Barosu’nun eski başkanları Cemal Akın ve Mehmet Görgeç de sağcı avukatların vasisi pozisyonundaydı. Cemal Akın eski stajyeri Arif Yıldız’ı, Mehmet Görgeç cemaatin de desteğini arkasına aldığı belirtilen Eyüp Kutlubay’ı destekledi. Birlik-beraberlik nutukları sonrası yapılan oylamada Eyüp Kutlubay, Arif Yıldız’dan 30 oy fazla alarak sağın baro başkan adayı olarak üzerinde ittifak kurulan isim oldu.
Sağ-Sol kavramları artık spekülatif kavramlar. Eskisi gibi homojen ve net bir siyasal ayrışmayı anlatmıyorlar. Geleneksel ayrışmayı anlatması bakımından kategorik bir rahatlama sağlasa da güncel siyasetin içeriğini ifade etmekte yetersiz kalıyorlar.
Bu nedenle Malatya Barosu’nda kendini sağ yelpazede konumlandıran avukatların aday belirleme sürecini anlatırken sağ kavramını kullanmamız tek başına yeterli /aydınlatıcı ve meram anlatıcı değildir.
Çünkü AKP ve cemaat hemen her kurum ve siyasal süreçte olduğu gibi Malatya Barosu’nda da kendini bütün siyasi görüş / düşünce ve kişiliğin üzerinde konumlandırma mücadelesi yürütüyor. Tepeden inmeci, buyurgan, tek tipçi, ötekileştirici ve ayrıştırıcı, kısacası iktidara gelmeden önce şikâyetçi olduğu tüm anti-demokratik unsurları kendi bünyesinde bir araya getirerek otoriter siyasetin taşıyıcılığını yapan, vesayeti kaldırıyorum derken kaldırmaya çalıştığı vesayetin yerine kendi vesayetini ikame etmenin savaşını veren anlayış Malatya Barosu avukatlarının özgür iradelerini ‘tek aday üzerinde ittifak’ söylemi ile tek tip iradeye dönüştürmeyi hedefliyor.
Temayül Yoklaması kisvesi altında iktidarın ve cemaatin gücüyle yargının en önemli ayağı olan savunmanın özgür iradesine ipotek konuluyor. Bu çarkın içinde yer almayan avukatlar devlet kurumlarında, devletle iş yapan büyük şirketlerde, cemaatin ve vakfın kontrol ettiği şirket ve kurumlarda iş yapamıyor. Yeteneği, hukuk formasyonu ne olursa olsun fark etmiyor. Önemli olan partizan / cemaatçi ve vakıfçı aidiyet kimliğine sahip olmak, bu yapı içinde kendi özgür iradesini yok ederek AKP, Cemaat ve Vakıf içinde eğilip, bükülmeyi bir sanat haline getirmektir.
Malatya Barosu’nun sağ-sol gibi toptancı ve özgünlüğü yok edici kavramlarla ayrışması ve herkesin kendi mahallesinin adayı olarak baro başkanlığı yarışmasına katılması hukukçu tanımına yakışmıyor. Yasal şartları taşıyan ve kazanabileceğini düşünen her avukatın kendi özgür iradesiyle baro başkanlığına ya da yönetim kurulu adaylığına aday olması gerekirken, kendilerine AKİL ADAMLAR etiketi takan kerameti kendinden menkul ‘akil’ kişilerin belirlediği ölçüler içinde hareket etmeyi içine sindirenlerin yöneteceği bir barodan ne beklenebilir?
Malatya Barosu’nda sadece mesleki başarısı ve saygınlığı ile anılmak isteyen çok sayıda avukat, siyasi güç odaklarının baro üzerindeki vesayetinden oldukça rahatsız. AKP ve cemaatin Malatya Barosu’nu arka bahçe yapma hedefinin 2008’de akamete uğraması bu hesapların bittiği anlamına gelmiyor. Söylemde ‘Yüksek yargıyı milletin ön bahçesi yapmayı’ kendine ilke edindiğini vurgulayan iktidar, eylemde kendine arka bahçe kazanmanın mücadelesini veriyor. Bunu herkes biliyor, görüyor ama iktidarın ve cemaatin elindeki güç yüzünden üç maymunu oynamak zorunda kalıyor.
Bu eleştirilerimiz Selahattin Sarıoğlu karşısındaki aday Eyüp Kutlubay’a yönelik değil. Baro ile ilgisi olmayan kurumların baroyu abluka altına alma çabalarını gündeme taşımak dışında, herhangi bir adayın kazanması ya da kaybetmesine katkı sunmak gibi bir amacımız da yok Bünyesinde tek tipçiliği kutsallaştıran hastalıklı bir düşünceyi besleyen bir zihniyeti eleştiriyoruz. Allah’ın insanlara verdiği en büyük armağan olan özgür irade ve özgün aklı tek tipleştirme eylemlerinin mücahitleri ve şakirtlerinedir sözümüz.
AKP’den önce baro seçimleri avukatların iç işiydi. AKP’den sonra ise partiler, dernekler, cemaatler, vakıflar baronun içine müdahale etmek konusunda hayli başarılı performans gösterdi. Ancak bu performans ne baronun kurumsal kimliğine, ne de avukatların mesleki kalitesine yaradı. Tam tersine sorun üreten bir unsur olarak, eski sorunlara eklemlendi.
…
Selahattin Sarıoğlu 2 yıllık görev süresi içinde mutedil ve diyaloga açık bir baro başkanı profili çizdi. İlk adaylığı sürecinde hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun tüm avukatları ziyaret ederek destek talep etti ve bu stratejisi ona kazanma yolunda önemli katkıda bulundu. İki gün sonra yapılacak seçim için de aynı stratejiyi yürüten Sarıoğlu, 2 yıllık görev süresince baronun kurumsal kimliğinin oluşturulması, mesleki sorunların çözülmesi, adliyeye ek bina yapılması, yeni mahkemelerin kurulması, avukatlar arasında dayanışmanın güçlendirilmesi, belediye ile yakın diyaloga girerek adliye çevresinin peyzaj düzenlemesinin yapılması ve benzeri alanlarda çaba harcadı. Birçoğunda başarılı oldu, bazı alanlardaki çalışmalar için ise 2 yıl yeterli olmadı. Bu yüzden 2 yıl daha istiyor.
Selahattin Sarıoğlu’nun baro başkanlığındaki en büyük handikapı kuşkusuz yönetim kurulunun çoğunluğun kendisine muhalif isimlerden oluşmasıydı. Başkan-yönetim kurulu çelişkisinin yarattığı kimi sorunları ise aşamadı. Diyaloga açık kişiliği Sarıoğlu için bir artıydı. Ama gerektiğinde otorite sağlama konusunda zaman zaman zaaflar yaşadı.
…
Eyüp Kutlubay, çevresi tarafından sevilen, mesleğinde başarılı olduğu ifade edilen bir isim. Kutlubay, avukatların sosyal güvenlik alanındaki sorunları başta olmak üzere çok ciddi mesleki sorunlarının bulunduğunu belirtiyor ve bu sorunların çözümü için çalışacağını kaydediyor. Eyüp Kutlubay’ın en önemli avantajı dezavantaj olarak da sonuçlara yansıyabilir. Kendisinden kaynaklanmayan güç merkezlerinin oluşturduğu ittifak, kendiliğinden ve organize olmadan karşı ittifakı tetikleyebilir.
…
Her iki adaya da başarılar diliyoruz. |