|
MİŞMİŞİSTAN
Yaşar KARAASLAN
Dünkü yazımızı “İkizce Bölgesinde ‘Tarım alanlarının korunduğu’ (!) Toplulaştırma yöntemi şimdi de kuzey çevre yolu güzergâhında uygulanıyor.” diye sonlandırmıştık
Konuyu detaylarıyla bilmezsek Sayın Dağdelen’in anlatımlarından hareketle Kuzey Çevre yolunun en büyük savunucularından olmamız kaçınılmaz.
Ama kazın ayağı öyle değil.
Tarım alanlarını koruma ve verimliliğini artırma amacıyla yapılan Toplulaştırma uygulamaları sonucu “İkizce yazısının yüzde 60’tan fazla bir bölümü yapılaşmaya, sanayileşmeye açılmış bile. Kalan büyük bir bölümü de Viyadük’ün bitmesi ile hızla tarımsal alan statüsünden çıkacaktır.
Tarımsal alanların yitmesi, yok olması bir tarafa, yapılan yanlış uygulamalarla bozulan sosyal barışı ve akıtılan trilyonlarca maddi kayıp.
Toplulaştırma da İşin özeti bu.
Aynı yöntem şimdi de Kuzey Çevre yolunda uygulanacak.
Yani o bölgede ki verimli tarım alanları çok değil 10-15 yıla kadar yok olacak.
Aldığımız duyumlara göre Sümer Fabrikası, Şeker Fabrikası alanları gibi verimli bir çok tarımsal alan kaderine terkedilmiş ve yapılaşmaya açılacağı günleri bekliyor.
Buraya kadar işin Toplulaştırma bölümü.
Olayın birde Karayolları boyutu var…
Karayolları Bölge Müdürü, proje ihalesinin yapıldığı 2001 yılından bugüne kadar yapılan çalışmaları anlattı ve yolun geçeceği güzergâhlarda bulunan alanlarda kamulaştırma yapmaya maddi olanaklarının yetersiz kalacağını ve yerel olanaklarla bunun bir an önce yapılması gerektiğini belirtti ve güzergâhta yer alacak sanatsal (köprü-alt-üstgeçit) gibi bilgiler verdi.
Gazeteci bir arkadaşımızın “Projenin, anahtar teslimi maliyetinin ne kadar olduğunu?” yönlü sorusunu “Kesin bir maliyet söylemek imkânsız. Kamulaştırma hariç 300 milyar lira civarında diyebiliriz” diye muğlâk bir şekilde yanıtladı. Kamulaştırmaya gidecek tutarın en iyi tahminlerle 300- 350 milyar lira olacağı uzmanlar tarafından belirtiliyor.
“Belirleyici unsur Malatya Belediyesidir….”
“ Proje ihalesinin 2001 yılında yapıldığını söylüyorsunuz. Alternatif güzergahlar düşünüldü mü? Yoksa elimizde bir proje var onu uygulayalım. Bir nevi Çevreyoluna üst geçit dayatması gibi bir dayatma söz konusu mu?” yönlü sorumuza Karayolları Bölge Müdürü Sayın Altınyuva’nın yanıtı, bizim için sürpriz oldu. Sanırım yetkili birçok kesim için de sürpriz olmuştur. Karayolları Bölge Müdürünün yanıtı; “İhaleyi 2001 yılında yaptık ama, öncesi var. 1997- 2001 arası bir süreç var. Bu süreçte proje üzerinde çalıştık. Burada belirleyici unsur Malatya Belediyesidir. Konsensüs sağlandıktan sonra proje ihale edildi. Bizim dayatmamız olmaz. Projede belirleyici unsur Malatya Belediyesidir” şeklinde oldu.
Güzergâhının belirlenmesinde en önemli ve belirleyici unsur Malatya Belediyesiymiş.
Bölge müdürü “ Belirleyici unsur Malatya Belediyesidir” cümlesini iki kez üzerine basa basa ifade etti.
Münir Erkal, M.Yaşar Çerçi, Cemal Akın ve Ahmet Çakır yönetimindeki Malatya Belediyesi Çevre yolunun kuzeyden geçmesi için belirleyici unsur olmuş.
Peki, kimdir bu belirleyici unsurlar?
Her seçimde değişen belediye üst yönetimleri mi?
Yoksa; Kentin orta ve uzun vadeli planlamalarını yapan ve bu konuda üst yönetimleri yönlendiren Şehir plancıları, Mimar-mühendis gibi belediyenin teknik kadrosu mu?
Bu sorunun yanıtını Belediye üst yönetimi ile birlikte iki Şehir Plancısı arkadaşımızdan kamuoyu adına bekliyoruz.
Çünkü uzun zamandır Malatya Belediyesinde çalışan bu arkadaşlarımızdan biri zaman zaman İmar müdürlüğünde üst görevler, diğeri ise aynı zamanda Şehir Plancıları Odası Temsilciliği görevini de üstlenen arkadaşlar kamuoyuna açıklamalıdırlar.
Yani kendi alanlarında uzmanlaşan arkadaşlar
Devam edecek…
|