|
MİŞMİŞİSTAN
Yaşar KARAASLAN
Hafta ortasında hazırlayacağımız bir haber için Tarım İl Müdürlüğü’nde üst düzey bir yetkilinin odasındayız.
Bir vatandaş kapıyı çalarak içeri girdi ve saygılı bir şekilde “Sayın müdürüm, kayısıdaki hasar ödemelerinde benim ismim yok. Defalarca gidip gelmeme eksikliklerimi tamamlamama rağmen açıklanan listede ismim neden yok?” diyerek sorununa çözüm bulmasını istedi.
Yetkili, soruyu yönelten vatandaşa aynı üslupla; “Sorununuz nereden kaynaklanıyor?” diye karşı bir soruyla yanıt verdi.
Ondan sonraki diyalog şöyle gelişti;
Vatandaş: Ben de bilmiyorum ya…
Yetkili: Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) var mısınız?
Vatandaş: Evet. Varım
Yetkili: Araziniz kayısı bahçesi mi? Ekili tarla mı?
Vatandaş: Ekili tarla
Yetkili: O zaman alamazsın
Buraya kadar saygılı bir şekilde süren diyalog yavaş yavaş sertleşmeye başladı.
Vatandaş: Niyeymiş o?
Yetkili: Arazin ekili alan değil mi? Hasar ödemeleri kayısı bahçeleri için.
Vatandaş: Bunun yolu yok mu? Çünkü benim durumda olan birçok kişi desteği aldı. İşini yürüten, dayısı olan alıyor bize niye yok?
Yetkili: Kardeşim, benim veya arkadaşları yapacağı bir şey yok.
Vatandaş: Niye biz üvey evlat mıyız? Bak geldim karşında el bağladım. Saygı gösterdim. Ama sen yapacağım bir şey yok diyorsun. Vardır bunun bir yolu!.
Tansiyon yükseldi. Gerek sükûnetini bozmak istemeyen yetkili gerekse de yardımı (sanki hakkıymış gibi) alamayacağını hisseden vatandaş, diyalog ortamından çıkmış karşılıklı konuşma- bağrışmalara başlamışlardı.
Vatandaşımız, yükselen sesler nedeniyle odaya doluşan diğer vatandaşların ve görevlilerin meraklı bakışları arasında (hakkının yendiği iddiasıyla) bağıra-çağıra odayı terk etti.
Beni aldı bir düşünce.
İnsanımızı bu hale kim veya kimler getirmişti?
Apaçık yasa dışı bir uygulamayı alenen istemek,
Vallahi pes.
Suç vatandaşın mı? Yoksa onu bu hale getirenler mi?
Karar sizin!.. |