Künye

Haber Arşivi

Ziyaretçi Defteri

Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle İletişim 21 Mayıs 2012 Pazartesi
 
      ANA SAYFA
       MALATYA
       MALATYA GÜNDEMİ
       YEREL ANALİZ
       POLİTİKA
       EKO-POLİTİK
       MALATYA KULİS
       MALATYA 5 N 1 K
       ÜNİVERSİTE
       İŞ DÜNYASI
       YAŞAM
       SAĞLIK
       SPOR
       ATA MEDYA
       KÜNYE



Arama

 


Hava Durumu
İstanbul


Kaynak
Devlet Meteoroloji İşleri
Genel Müdürlüğü

Resim Galeri

Albüm Yok



SADAKAT AVCILARININ MALATYA'SI

‘Ben bürokratın AKP’li ve aynı zamanda AKP’ye kölelik yapanını severim’ anlamına geliyor bu sözler. Bu sözleriyle milletvekilliği unvanının yanına sadakat avcılığını da ekleyen Öznur Çalık, devlet memurunu AKP memuru olarak algılıyor.

20.07.2010  11:15:38 

 

Niyazi Doğan

dogannd@gmail.com

 

Farkında mısınız, AKP Malatya Milletvekilleri artık sadece oylarınızı istemiyor.

 

Oylarınız yetmiyor artık. Sadakatinizi de istiyorlar.

 

Yeni bir aşamaya geçtiler yani.

 

‘Oy vermek yetmez, bize sadakat göstereceksiniz. İradenizi bize ram edeceksiniz’ diyorlar.

 

Oylarınızın tek başına bir değeri yok AKP Malatya Milletvekilleri nezdinde.

 

Oylarınızı anlamlı kılacak olan şey, ilave olarak onlara göstereceğiniz sadakattir.

 

Aksi takdirde AKP’ye oy vermeniz onlar için anlam taşımıyor gelinen aşamada.

 

Bila Kayd-u Şart sadakat… Kendileri için, AKP için.

 

Örneğin kendilerine sadakat göstermeyen bir bürokratın yaşama hakkı yok Malatya’da.

 

Bunu ben söylemiyorum.

 

Partizanlığı da aşan bu anlayışın müellifi, AKP Malatya Milletvekili Öznur Çalık.

 

Öznur Çalık geçtiğimiz günlerde Sümerpark’ta düzenlediği basın toplantısında ‘İktidarlar, elbette kendine yakın olan bürokratlarla çalışmak ister. Bürokratlardan liyakat, ehliyet ve sadakat bekleriz’ diyor.

 

Cümle kendi içinde tutarlılık bakımından bir hayli sorunlu. Bir bürokrattan liyakat ve ehliyet beklenmez. Çünkü liyakat ve ehliyet o bürokratın atanmasından sonra beklenecek özellikler değildir. Liyakat ve ehliyet bürokratın atanmasından önce atamayı yapacak olan erkin bürokratta araması gereken özelliklerdir.

 

Sadakat ise, evet, Öznur Çalık’ın dediği gibi bürokratın herhangi bir makama atanmasından sonra, kendisini o makama hak etmiş olsun ya da olmasın atayan erke göstereceği bir bağlılık / bağlanma / efendi-köle ilişkisidir.

 

‘Ben bürokratın AKP’li ve aynı zamanda AKP’ye kölelik yapanını severim’ anlamına geliyor bu sözler.

 

Bu sözleriyle milletvekilliği unvanının yanına sadakat avcılığını da ekleyen Öznur Çalık, devlet memurunu AKP memuru olarak algılıyor.

 

Partizanlığın pik noktasını oluşturan algıdaki bu bozukluk, Malatya’da görev yapan bürokratlara ‘AKP’ye sadakat sizin şerefinizdir’ anlayışını dayatıyor.

 

Tıpkı CHP’nin tek parti iktidarında olduğu gibi. Memleketin valisini AKP’nin valisi, daire müdürünü AKP’nin müdürü, kısacası AKP’nin memuru olarak görüyor ve AKP memuru olarak kendilerinin çizdiği rotada yol almalarını istiyorlar. (Hoş, pek muhterem bürokratlarımız sayın vekili zaten hayal kırıklığına uğratmıyorlar. O ayrı mevzu. Ayrıca bugün Öznur Çalık’a sadakat gösteren bürokrat yarın AKP iktidardan düştüğünde, Öznur Çalık da Sıtmapınarı’ndaki eczanesine –eğer dönerse- döndüğünde yeni iktidara sadakat göstermeyecek mi? ‘Gidenle işimiz olmaz’  tavrının Malatya’da hala güçlü bir karşılığı olduğunu bilmiyor mu?)

 

AKP’ye sadakat ne anlama geliyor? Bu soruya ilişkin bir parantez açmıyor sayın vekil, ama anlayan anlıyor… Anlamak istemeyene de harita üzerinden uzak diyarlara doğru köşe-bucak seçme dışında alternatif tanınmıyor.

 

AKP’nin adaleti bu (mudur?). 

 

Ya bizim tarafımızdasınız ya da düşmanımızsınız. Mantık bu. 

 

AKP’ye koşulsuz sadakat… Aksi takdirde yaşama hakkı yok…

 

Tam anlamıyla George Walker BUSH mantığı.

 

Adalet adalet diye feryat figan ederek iktidara gelenler, adaletsizliğin kitabını yazmada Bush’la yarışıyorlar.

 

Ben buna BUSHlaşmak diyorum.

 

BUSHlaşan kafa sadakat sınavında yarım puanla sınıfta kalanı, sıradan bir memur da olsa Malatya’da yaşatmak istemiyor. Her makama, sadık sıfatını haiz olanlar yerleştiriliyor.

 

Bırakın farklı dünya görüşüne sahip olmayı, aynı dünya görüşüne sahip olmakla birlikte nüansta ayrılan insanların ekonomik hayatını cehenneme çevirmeyi ‘cihad’ olarak pazarlıyor bu kafa.

 

Sivil toplum kuruluşları bu kafa için AKP’nin arka bahçesi olmalıydı. Arka bahçe konumuna direnen sivil toplum örgütleri ise yok sayılmalıydı, sayıldı.

 

En hafif muhalefete bile tahammülsüz bu kafa.

 

Örneğin, Saadet Partisi Malatya İl Başkanı Mehmet Asiltürk’ün son derece önemli ve somut olaylara dayalı eleştirilerine karşı AKP Meclis Grup Başkan Vekili Nurettin Karaaslan imzasıyla yayınlanan, ancak bir başkası tarafından kaleme alınan açıklama,  ‘Kırmızı görmüş boğa’nın halet-i ruhiyesini yansıtıyordu.

 

VE SADAKAT AVCILARININ MALATYASI’NDAN MANZARALAR

 

MANZARA 1: TRİLYONLUK TEŞVİK BELGELERİ

 

Ama aynı kafa, AKP’ye aidiyetin mükâfatı olarak trilyonluk teşvik belgelerini almakta pek bir maharet kazanmış pozisyonda.

 

Önce yerel seçimlere 1 ay kala Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın ortağı olduğu, ancak seçilince ortaklığından kâğıt üzerinden ayrıldığı Çakıroğlu Helva ve AKP Milletvekili Öznur Çalık’ın kardeşi Dr. Fethiye Ersan’ın şirketine toplam 2 milyon 400 bin TL’lik yatırım teşvik belgesi verildi.

 

Ardından AKP İl Başkanı Mustafa Şahin’in ortak olduğu şirkete yaklaşık 5 milyon TL’lik teşvik belgesi çıkarıldı.

 

AKP’ye yakınlığı ile bilinen Malatyalı işadamı Ahmet Çalık’a ise yaklaşık 3 ay önce 17 milyarlık (Eski deyimle 17 katrilyon) teşvik belgesi verildi.

 

Şu hususu da vurgulamakta fayda var: Teşvik belgesi nakit para anlamına gelmiyor. Yani teşvik belgesi alan şirketin kasasına nakit para girmiyor. Faiz Desteği, KDV İstisnası, Vergi İndirimi, Gümrük Vergisi Muafiyeti gibi ciddi mali avantajlar sağlayan teşvik belgesi, sıcak para teşviki anlamına gelmese de talep eden her şirketin rahatlıkla alabileceği bir devlet desteği değil. AKP’ye yakın ya da içinde olmanın bu anlamda önemli bir referans kaynağı olduğunu belirtelim.

 

Teşvik konusundaki manzara-i umumiyeden sonra Malatya Belediyesi’ne geçelim isterseniz:

 

Buradaki manzara, AKP’li Malatya Belediyesi’nde yolsuzluk / yolsuzluklardan hesap sorulmaması ve yolsuzluğun artık bir yönetim biçimine dönüşmesi şeklinde çıkıyor karşımıza.

 

MANZARA 2: YİNE VE YENİDEN, ÜSTÜ KAPATILAN DOĞALGAZ YOLSUZLUĞU

 

Her şeyden önce, Doğalgaz Piyasası Kanunu’nun amir hükmüne karşın Malatya Belediyesi’ni şehir içi doğalgaz dağıtım lisansını elinde bulunduran şirkete ortak etmeyerek –iddia ediyorum- Malatya Belediyesi’ni trilyonlarca lira zarara uğratan sabık başkan Cemal Akın hakkında tek işlem yapılmadı. Yasaya aykırı işlem EPDK’ya bildirilmedi.

 

Doğalgaz Piyasası Kanunu’na göre Malatya Belediyesi’nin, bugün 50 binden fazla abonesi bulunan doğalgaz şirketine bedelsiz ve herhangi bir yatırım yapmadan % 10 oranında ortak olması zorunluluğu vardı.

 

Sabık başkan Cemal Akın tam 4 yıl boyunca bu ortaklığı tesis etmedi / ettirmedi. Ayrıca bu ortaklığın gereği olarak şirket yönetim kurulunda Malatya Belediyesi’ni temsil edecek olan yönetim kurulu üyesi atanmadı.

 

Skandalı Malatyahaber.com ortaya çıkardı.

 

Uzun süre ne bir kurum, ne de bir kişiden ses seda çıkmadı.

 

Çok sonraları Malatya Belediyesi geçmiş dönemin yanlışını kendisi tespit etmiş rollerine yatarak, ortaklık tesis etme yoluna gitmek zorunda kaldı. Malatyahaber.com’un haber ve yorumlarının iteklemesiyle…

 

Ama geçmişin hesabı sorulmadı. Şirket yatırım yaptı, zarar etti, yan yattı, çamura battı gibi budalaca savunmalarla Malatya Belediyesi’nin yani Malatya halkının değil, doğalgaz şirketinin çıkarlarının korunduğu bir anlaşma yapıldı.

 

Bu süreçte bir savcı çıkıp ‘Buraya gelin bakalım, siz Malatya Belediyesi’nin / kamunun haklarını neden korumadınız, neden yasanın mecbur kıldığı bu ortaklığı tesis etmeyerek devleti zarar uğrattınız?’ diye sormadı.

 

Doğalgazdaki bu skandal bir yolsuzluktu aslında. Üstelik yolsuzluk, şirketin CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu’nun yazılı sorusuna verdiği cevapta itiraf da edilmişti.

 

Lakin devlet adına bu iddiaarı takip etmeleri gerekenler görevlerini yapmadı. Müdde-i Umum’luk Kurumu umumun çıkarlarını pek yakından ilgilendiren yolsuzluğa sessiz kaldı.

 

AKP Milletvekilleri üzerlerine vazife olan olmayan her konuda ve sıklıkla konuşurken doğalgaz yolsuzluğunda dut yemiş bülbül rolünü başarıyla oynadılar. Ömer Faruk Öz, Mücahit Fındıklı, Öznur Çalık, İhsan Koca, Mehmet Şahin, Fuat Ölmeztoprak… Hepsi doğalgaz yolsuzluğu karşısında sus-pus oldu.

 

MANZARA 3: YOLSUZLUĞUN ŞAHI: İMAR YOLSUZLUĞU

 

Malatya Belediyesi’nde 2009’da patlak veren imar yolsuzluğu, büyük çoğunluğu AKP’ye yakın iş adamları ile (AKP’ye çevreleri ile iş tutan CHP’lileri unutmuyoruz) bazı belediye personeli ve işadamlarına hizmet veren bir mimarı da kapsayan son derece derin bir yasa dışılık durumunu içeriyor. Büyük bölümü Cemal Akın döneminde başlayan, Ahmet Çakır döneminde de devam eden usulsüzlükler silsilesi. Ahmet Çakır’ın AKP Malatya İl Başkanı iken ortağı olduğu şirkete ait Çöşnük’teki (Halkın deyimiyle Çakırtepe) inşaatın da imar yolsuzluğu soruşturması kapsamında olduğunu hatırlatalım.

 

İmar yolsuzluğu yargıya intikal etti. Bu yüzden çok fazla yorum yapmak doğru olmayabilir. Biz sadece inceleme komisyonunun tespitlerine göre bu inşaatlardaki yasadışı durumları ve usulsüzlükleri başlıklar halinde yazmakla yetinelim şimdilik:  1- Sahte hibe yolu ile yoğunluk artışı almak 2- Yoğunluk artışında sahte tapu kullanmak ve hibeyi gerçekleştirmemek. 3- Sahte tapu ile parselin yüzölçümünü büyüterek işlem yapmak 4- İmar çapında KAKS fazla hesaplamak 5- Mimari projede aşırı yapı yoğunluk kullanmak. 6- İnşaat alanını fazla hesaplayarak buna göre ruhsat hazırlamak. 7- Mimari projede fazla alan onaylamak 8- İmar çapı aynı tarih ve numara ile 2 sefer hazırlanarak üzerinde yapılan hibe yoğunluğun fazla hesaplanması.

 

Ahmet Çakır yönetimi, imar skandalının dallanıp budaklanmadan sumen altı edilmesi için bir hayli efor harcadı, ama başarılı olamadı. Dosyalar zorunlu olarak yargıya intikal ettirildi. Sorumluluk ve suçun tümü, belediye yönetimi ve haksız kazanç sağlayan işadamları tarafından tek başına imar müdürü ve mimara yıkılmaya çalışıldı / çalışılıyor. Ama savcılık 45 kişi hakkında iddianame hazırlayarak Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Savcılığın olayları CMK 250 / örgütlü suçlar kapsamında değerlendirmemesi, tutuklu yargılama talep etmemesi belediye yönetimi ve işadamlarını kısmen rahatlatsa da mahkemenin iddianameyi kabul etmesi durumunda Ağır Ceza’da yargılanacak olmaları onlar için bir hayli sorunlu bir sürecin başlangıcı anlamına gelecek.

 

MANZARA 4: İHALEYE FESAT KARIŞTIRMAK KAYSERİ’DE SUÇ, MALATYA’DA DEĞİL

 

Orhan Özdemir. 2003’den 2009’a kadar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün memleketinde Emniyet Müdürlüğü yaptı. 18 Haziran 2009’da Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne atandı. Aynı tarihte Orhan Özdemir’in yerine atanan Arif Akkale, selefi döneminde yapılan bazı ihaleler hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmada Orhan Özdemir’in Kayseri Emniyet Müdürlüğü binasının temizlik ihalesini arkadaşına ait bir firmaya kazandırmak için ‘İhaleye fesat karıştırmak’ amaçlı faaliyetler yürüttüğüne yönelik iddialar raporlaştırıldı. Rapor yargıya intikal etti. Savcı iddiaları ciddi buldu ve iddianame hazırlayarak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. CMK 250 ile görevli özel yetkili mahkeme iddianameyi kabul etti ve başkent emniyetinin tepe yöneticisi tutuklandı.

 

Son bir ay boyunca gazete manşetlerinin, TV haberlerinin ve Türkiye gündeminin en önemli maddelerinden birini oluşturan Orhan Özdemir olayını neden özetledim?

 

Bir kıyaslama ve sorgulama yapmak için.

 

Kayseri Emniyet Müdürlüğü binası temizlik ihalesinde yapıldığı ileri sürülen ‘İhaleye Fesat Karıştırma’ suçunun Kayseri’de ve Ankara’da tutuklanmayı gerektiren ağır bir cezai karşılığının olduğunu, Malatya’da ise böyle bir eylemin henüz suç sayılmadığını göstermek için hatırlattım Orhan Özdemir olayını.

 

Hatırlayacaksınız, Malatya Belediye Meclisi Denetim Komisyonu Malatya Belediyesi’nin 2009 yılı faaliyetlerini mercek altına alan ‘2009 Yılı Denetim Raporu’nu hazırladı. Denetim Komisyonu yasal zorunluluk olarak her yıl bir önceki yılın faaliyetlerini inceler, denetler ve belediye birimlerinin yıl içinde yürüttüğü faaliyetlerin yasalara ve yönetmeliklere aykırı olup olmadığını tespit eder.

 

Tamamı AKP’li olan (Bu vurgu çok önemli) Denetim Komisyonu üyeleri (Metin Mandal, Salih Büker, H. Basri Erdoğan, Yasemin Sultan Kurt ve Asuman Sarıtaç) tarafından hazırlanan 2009 Denetim Raporu’nda yer alan ve Malatya Belediyesi yönetimini son derece ağır iddia ve ithamlarla suçlayan tespitler Malatyahaber.com tarafından kısa süre önce 2 bölüm halinde yayınlanmış ve büyük yankı uyandırmıştı.

Denetim Raporu’nda yok yoktu. Rapora göre, 3 aylık Cemal Akın, 9 aylık Ahmet Çakır döneminde çok sayıda ihale, işlem ve faaliyette usulsüzlük ve yasa dışılık tespit edilirken, yine çok sayıda ihalede ihaleye fesat karıştırıldığı, sahte evrak düzenlendiği, sahte evraklarla ihaleye teklif verildiği, farklı şirketlermiş gibi ihalelere teklif veren şirketlerin yetkili kişi ve ortaklarının aynı kişiler olduğu, ihalelerde rekabeti engelleyici ortam oluşturulduğu ve Kamu İhale Yasası’nın birçok maddesinin açıkça ihlal edildiği belirlendi. Denetim Komisyonu raporunda, ayrıca, işlerin özellikle bölünerek doğrudan temin yolu ile ihale edilmesi için çaba harcamakla suçladı belediye yönetimini. Raporun değişik yerlerinde yer alan bu suçlamanın temelini ise 2009 yılı içinde doğrudan temin marifetiyle yapılan 110 adet ihale oluşturuyordu.

Rapora göre, yeterli piyasa araştırması yapılmadan gerçekleştirilen 110 adet doğrudan temin yapım- onarım işi 5 firma arasında paylaştırılmış, en az 3 adet olarak toplanması gereken teklif mektubu da sadece 5-6 firmadan toplanmıştı. Denetim Komisyonu, 110 adet ihalenin konusunu oluşturan işlerin çoğunun bütün olduğunu, belediye yönetiminin bu işlerin bütünlüğünü Kamu İhale Yasası’na aykırı biçimde bölerek doğrudan temin yöntemini amaçladığını, dolayısı ile ilgili yasanın saydamlık, tarafsızlık ve kamu yararı ilkelerinin ihlal edildiğini ortaya koyarak, belediye yönetimini kamu yararı aleyhine işlem yapmakla suçluyordu.

Peki, AKP’li Denetim Komisyonu suçluyordu da ne oluyordu?

Kayseri’de Emniyet Müdürlüğü binasının temizlik ihalesi sürecinde güç ve nüfuzunu kullanarak ihaleye fesat karıştırmak iddiasıyla yargılanan Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir tutuklanırken, aynı suçu (ihaleye fesat karıştırmak) hem de birkaç defa işleyen Malatya Belediyesi yönetiminin kılına bile dokunulmuyordu.

Kayseri’de Türk Ceza Kanunu, Malatya’da AKP kanunu.

İki olayı kıyaslarken yapılabilecek mantıklı başka bir açıklama var mı sizce?

Yazı uzadı. Sadakat Avcıları’nın Malatyası’nda yazılacak, çizilecek çok daha fazla manzara var, ama sabrınızı da zorlamak istemiyorum.

Örneğin, Malatyaspor için parmağını oynatmayan Mücahit Fındıklı’nın Malatya Belediyespor kongresini siyaset arenasına çevirişini…

Ömer Faruk Öz’ün, ancak, ‘Tilki deliğine sığmamış bir de kuyruğuna çalı bağlamış’ darb-ı meseli ile açıklanabilecek olan ‘Baskil- Çelikhan-Elbistan Malatya’ya bağlansa iyi olur’ yolundaki konuşmasını…

Mehmet Şahin'in 'kardeş şehir takıntısı' ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanlığı'nın başaramadığı şeyi, yani Türkiye-ABD ilişkilerindeki boşluğu tek başına doldurma başarısını (!) göstermesini, siyasi yaşamının en büyük icraatı olarak Anemon Otel'in Malatya'ya getirilmesinde 'fevkaladenin fevkindeki' çabasını her zaman ve zeminde anlatmaya devam etmesini...

İhsan Koca'nın yeni dönemde aday olmayı düşünmediği için jubile yapmaya hazırlanan futbolcu misali siyaset sonrası için müvekkil portföyünü zenginleştirme çabası içinde olmasını...

Fuat Ölmeztoprak'ın bülten milletvekilliğini bir hayli sevdiğini, yerel basının özel haber yapma konusundaki tembelliğini avantaja çevirerek hemen hergün gazetelerde yer almasını...

 Mücahit Fındıklı'nın iş dünyasındaki faaliyetlerinden vakit bulup Malatya için zaman harcamayı artık 'zaman israfı' olarak gördüğüne yönelik işaretleri, çocuklarının TOKİ'den aldığı konut ihaleleri ile AKP'nin zenginleşme aracı olarak kullanmasını...

Mevlüt Aslanoğlu'nun TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmalar ve bazı konularda devlet bürokrasisinde yaptığı girişimler dışında, yeniden aday olmamak kararı nedeniyle Malatya'yla ilişkilerini gevşetiyor görünümünü...

Medeni ülkeler'de bir hizmetin üretilmesi sürecinde, çalışmaların gündelik hayatı bir işkenceye çevirmesine izin verilmez, tam tersine sözkonusu çalışmadan kaynaklanan aksamaların giderilmesi için alternatif projeler geliştirilir ve insana saygı temel ilke olurken, Malatya'da alt geçit ve havaalanı onarım çalışmalarının Malatya halkının gündelik hayatını aylarca / yıllarca cehenneme çevirmesini...

Malatyaspor’un adım adım bitirilişini, Orduzu Pınarbaşı’ndaki Nurettin Soykan Tesisleri’nin Nevzuhur Malatyaspor’a devredilerek gerçek Malatyaspor’un köküne kibrit suyu dökülmesini,

Bir zamanlar dikili mezar taşına bile karşı çıkacak kadar ifrata kaçanların bugün Taş Heykel Sempozyumu düzenleyecek, taş heykel sergisi açacak ve heykeltıraşlara hamilik yapacak kadar laikleşmelerini (!), başkalaşmalarını ve geçmişlerine yabancılaşarak kimlik bunalımı yaşamalarını…

Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal’in Malatya’da yapılan Aydınlar Ocağı 34. Şurası’nda yaptığı konuşmasının Zirve Yayınevi katliamından ders alınmadığını gösterdiğini, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik’in de eski bir ocak başkanı müktesebatıyla katılarak bir konuşma yaptığı toplantıda, Prof. Dr. Mustafa Erkal’in ‘Bugün Türkiye'de misyonerlik önemli boyutlara ulaşmıştır. Son 1 yılda İstanbul'da açılan kilise sayısı 16'yı geçmiştir’ şeklindeki konuşmasının Zirve Yayınevi katliamı öncesinde misyonerlerle ilgili yerel basında ‘Malatya’da 49 kilise evin açıldığına ve misyonerlerin Malatya’daki faaliyetlerini yoğunlaştırdığına’ dair haber ve yorumları anımsattığını, İnönü Üniversitesi yönetiminin, üniversitenin adının bazı isimler üzerinden Zirve Yayınevi olayına karıştırılmış olmasına karşın nefret söylemine katkı yapabilme potansiyeli içeren tavırlardan uzak durma hassasiyetini göstermediğini…

Yeşilyurt Belediyesi’nin düzenlediği Kiraz Şenlikleri’nin başladığı gün 12 askerimizin şehit olmasına ve şenliklerin yapılacağı meydandaki evinin balkonunda düşen 7 yaşındaki Şevval’in ailesinin yaşadığı trajediye karşın Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Kavuk’un şenliklerin iptal edilmesi yönündeki tüm telkinlere rağmen sadece 1. gün konserini iptal ettirmesini, 2. gün minik Şevval’in düştüğü ve kanının aktığı noktada Bülent Serttaş’la hoplayıp zıplanılmasını…

Malatya Belediyesi’nin Taksim – İstiklal Caddesi’ndeki Kayısı Yürüyüşü’nde Gaziantep Folklor Ekibi’nin oyunlar sergilemesini…

Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın, Kayısı Tanıtım Etkinlikleri kapsamında İstanbul Arnavutköy’deki bir restoranda ulusal medyanın ünlü gazetecileri için verilen akşam yemeğinde, misafilerden önce mekanı terk ederek Darendeli bir hemşehrisinin düğününe gitmesini…

Malatya Valiliği’nin yüzbinlerce TL ile ifade edilen bütçe ve Malatya’yı tanımayan televizyoncularla Malatya’da daha önce görev yapan valilerin Malatya izlenimlerini anlatacağı bir belgesel hazırlama çalışması içinde olmasını…

Hangi birini yazsak…

Manzara çok.

Malatya bu manzaraları hak ediyor mu? 

Halk dalkavukluğu yapmaya gerek yok.

Hak etmeseydik yaşamazdık bu manzaraları…

 

SP İL BAŞKANI MEHMET ASİLTÜRK’E VERİLEN CEVAPTAKİ ARIZALAR

 Malatya Belediyesi, Belediye Meclisi AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Karaaslan imzasıyla yayınlanan bir açıklamayla Saadet Partisi Malatya İl Başkanı Mehmet Asiltürk’ün ‘Esaslı iddia ve eleştiri’ içeren basın toplantısına cevap vermeye çalıştı. Lakin açıklamada bir hayli arıza var bana göre:

1-     Açıklamanın uslubu baştan sona Recep İvedik kokuyor.

2-     Agresifim, döverim. Güçlüyüm, ezerim. Hukuk, kural, ilke tanımam kafama eseni yaparım havasında.

3-     Açıklamanın içine uysa da uymasa da boca edilen Makyavelist, Oportünist gibi kavramlar da Recep İvedik’in ‘gompleksliyiiiim’ repliğini hatırlatıyor.

4-     SP’lilerden birkaç oy araklarız umuduyla SP tabanına selam gönderiliyor. İl Başkanı Mehmet Asiltürk’le parti tabanı arasında uyumsuzluk olduğuna vurgu yapılarak şark kurnazlığının zeka pırıltısı taşımayan ucuz bir örneği veriliyor.

5-     Açıklama AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Karaaslan imzasıyla yapıldı, ama ilgili herkes biliyor ki, bu açıklamanın müellifi imza sahibi değil.

6-     Açıklamanın, bizzat açıklamanın altında imzası bulunan kişi tarafından yazılması zorunluluğu elbette yoktur. Ama, yapılan açıklamadaki kelime, kavram ve içerik yapısının açıklamaya imza atan kişi ile örtüşmesi gerekir.

7-     Açıklamanın düzeyi aslında yerlerde sürünüyor. Makyavelist ve Oportünist kavramları da düzeyin yerlerde sürünmesini engelleyemiyor. Çünkü, bu kavramlar ‘Nasıl çaktık ama’ şehvetini yaşamak için viagra niyetine kullanılmış.

8-     Makyavelist ve Oportünist kavramlarını izah etmek için açıklamanın yanında bir sözlük vermedikleri kalmış. Bu 2 kavramı parantez içinde izah etmek babında israf edilen kelime sayısı 10.

9-     Oportünist için ‘Günü kurtarmaya çalışan’ açıklaması verilmiş parantez içinde… Kel alaka… Fransızca’dan ithal bu kavramın kökeni Latince opportunus, limana doğru esen elverişli (rüzgâr)’ anlamına geliyor. -(portus- liman)- Türk Dil Kurumu sözlüğündeki yani Türkçe’deki tam karşılığı ise, fırsatçılık.  (Oportünizmin bugünkü ve gerçek temsilcilerine bir kültür hizmetimiz oldu bu sayede)

10- Arızanın en büyüğü ise yüzlerce kelimeden oluşan laf salatasında asıl soruya cevap verilmemiş olmasıdır. Soru şu: Altın Kayısı alanına verilen emsal artışı işlemi neden otel satılmadan önce yapılmadı da, otel satıldıktan sonra yapıldı? Sorunun mantığı da şu: Emsal artışı satıştan önce yapılsaydı İl Özel İdaresi yani devlet en az birkaç trilyon daha fazla para kasasına koyacaktı…. Anlamayanlara (Çok iyi anlıyorlar aslında, ama…) bir kez de biz sormuş olalım bu vesileyle….

 

Bu Haber 367 Kere Okundu Yazdır
 BEN BİLMEM! Tarafından 20.07.2010 14:13:06  Tarihinde yazılmıştır.

[474]  

CESARET EDİP BUNLARI YAZIYORSUNUZ. İYİ GÜZEL AMA ÜSTÜNE ALINAN YOK. SANKİ BAŞKALARINDAN BAHSEDİLİYOR YA DA BAŞKA BİR ÜLKEDE OLAN OLAYLARDAN... ADAMLAR ORALI BİLE OLMUYOR BİR AÇIKLAMA YAPMA İHTİYACI BİLE HİSSETMİYOLAR. O KADAR RAHATLAR ANLIYACAĞINIZ. İŞİN ENTERESAN TARAFI MALATYA'DA MALATYANIN ALEYHİNE GERÇEKLEŞEN BU KADAR OLAY OLUYOR O ÇOK MİLLİYETÇİ ÇOK VATANPERVER MEMLEKET SEVDALISI! YAZARLARIMIZ BASIN MENSUPLARI GÖRMÜYOR YA DA GÖRMEK İSTEMİYOR. KORKUYORSANIZ YA DA MADDİ KAYGILAR TAŞIYORSANIZ MAGAZİN HABERLERİ YAPIN DAHA AZ TEHLİKELİ. BİZ ONUNCU KÖYDEYİZ FİKRİNİZİ DEĞİŞTİRİRSENİZ BEKLERİZ. SAYGILAR
 feto Tarafından 17.07.2010 12:55:02  Tarihinde yazılmıştır.

[470]  

Sayın Doğan siz de yazmasanız Malatya gerçekleri ortaya çıkmayacak. Kaleminize sağlık, yüreğinize kuvvet.Tebrikler.

 Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız :

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodunuz: 422716

 

Bugünün Gazetesi



Yazarlar
 NİYAZİ DOĞAN
İKTİDARA SİGORTALANMAK UĞRUNA...
 ŞENOL YALVAÇ
YENİ MALATYASPOR'DAKİ ARIZAYA DAİR
 GONG
BAKAN AMA GÖREMEYENLER

Anket

FETHULLAH GÜLEN'İN İSRAİL TEZLERİNİ SAVUNAN AÇIKLAMASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

AMERİKA'NIN BASKISIYLA KONUŞTU

DOĞRU BULUYORUM

KINIYORUM

Tüm Anketler


Video Galeri

Video Yok


Günlük Gazeteler

  Künye - Okuyucu Yorumları - Ziyaretçi Defteri - İletişim - Giriş Sayfam Yap - Sık Kullanılanlara Ekle - Haber Arşivi

Malatya İnfo - Malatya'dan Dünyaya, Dünyadan Malatya'ya Her Hakkı Saklıdır ©  http://www.malatyainfo.com 
Yazılım: ercans@gmail.com 0,03